<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nasıl Zayıflarım ?</title>
	<atom:link href="http://www.nasilzayiflarim.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nasilzayiflarim.com</link>
	<description>Nasıl Zayıflarım , Nasıl zayıflanır spor diyet yemek yiyerek zayıflama yöntemleri, bayanlar hakkında genel bilgiler kadın sağlığı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Mar 2010 15:25:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Zor lekeler kumaşlardan nasıl çıkar?</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/zor-lekeler-kumaslardan-nasil-cikar/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=zor-lekeler-kumaslardan-nasil-cikar</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/zor-lekeler-kumaslardan-nasil-cikar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:25:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[yararlı ve pratik bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[alkol lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[çamur lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[çimen lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[inatçı lekeler nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[kahve lekesi nasıl çıkar ? şarap lekesi nasıl çıkar ? fondöten lekesi nasıl çıkar ?oje lekesi nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[kan lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[leke çıkarıcı]]></category>
		<category><![CDATA[leke çıkarma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[leke çıkarma yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[leke çıkarmak]]></category>
		<category><![CDATA[leke çıkarmak için]]></category>
		<category><![CDATA[leke çıkarmanın püf noktaları]]></category>
		<category><![CDATA[leke nasıl çıkar? leke çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[leke temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[leke temizleme yolları]]></category>
		<category><![CDATA[lekeler nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[lekeleri çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[lekeleri temizleme yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[lekesi nasıl çıkar? çay lekesi nasıl çıkar ?]]></category>
		<category><![CDATA[ruj lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[yağ lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[zamk lekesi nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[zor lekeler]]></category>
		<category><![CDATA[zor lekeler nasıl çıkar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2888</guid>
		<description><![CDATA[Bazı lekeler bazen tam bir baş belası olabiliyor. Özellikle de inatçı lekeler. Ne kadar yıkarsak yıkayalım onlardan kurtulamıyoruz. Oysa her leke için doğru yöntemi uygulayabilmek ve kullanılacak ürünleri tanıyabilmek çok önemli. Aynı zamanda lekenin türü ne olursa olsun ve hangi işlemi uygularsanız uygulayın vakit geçirmeden lekeye anında müdahale etmelisiniz. O zaman lekelerden eser kalmıyor.
İşte inatçı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="ruj" src="http://static.pudra.com/archive/1963/leke_mkle2.jpg" alt="" width="220" height="124" /><span style="color: #000000;">Bazı lekeler bazen tam bir baş belası olabiliyor. Özellikle de inatçı lekeler. Ne kadar yıkarsak yıkayalım onlardan kurtulamıyoruz. Oysa her leke için doğru yöntemi uygulayabilmek ve kullanılacak ürünleri tanıyabilmek çok önemli. Aynı zamanda lekenin türü ne olursa olsun ve hangi işlemi uygularsanız uygulayın vakit geçirmeden lekeye anında müdahale etmelisiniz. O zaman lekelerden eser kalmıyor.</p>
<p>İşte inatçı lekelere çözüm önerileri:</p>
<p><strong>Çamur lekesi: </strong>Çamurlu lekeyi kuruduktan sonra kazımalı veya fırçalamalı ve hemen giysinize ön yıkama uygulamalısınız. Bu şekilde yıkamadan önce lekenin büyük bir kısmı çıkmış olur. Bazı giysiler için etiketlerinde verilen bilgiler uygunsa sıcak yıkama yapmanız etkiyi daha da arttırır.</p>
<p><strong>Çimen lekesi:</strong> Önce ıslattığınız lekenin üzerine deterjan dökerek biraz bekleyin. Sonra kumaşınıza uygun yıkama seçeneklerinden birini kullanın. Ayrıca başka bir yöntem olarak lekenin üzerine beyaz ispirto döküp durulamayı deneyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Çay lekesi:</strong> Beyaz kumaş üzerindeki çay lekesini çıkarmak için limon suyuyla lekeyi silip soğuk suyla durulayın. Renkli kumaş üzerindeki çay lekesini de, leke tazeyse yumurta sarısını suyla karıştırıp lekeyi ovarak çıkarabilirsiniz. Leke eskiyse, o zaman gliserinli suyla silmelisiniz.</p>
<p><strong>Şarap lekesi: </strong>Kırmızı şarap lekesi çok zor çıkan bir leke olarak bilinse de doğru yöntemlerle lekeden kurtulabilirsiniz. Örneğin; lekenin kumaşa yayılmaması için sıcak sudan uzak durun. Şarap dökülen yere bir miktar tuz döküp bekletin. Sonra kuru bir bezi lekenin üzerine koyun. Bezin üzerine leke çıkmayana kadar bu işleme devam edin.<br />
Beyaz kumaşta şarap lekesi: Kumaşı bir süre kaynamakta olan süte batırın sonra yıkayın. Kumaşın üzerine dökülür dökülmez hemen tuz serpin. İlk yıkamada çıkacaktır. İnatçılık ederse, yıkama suyuna biraz çamaşır suyu katınız.<br />
Renkli kumaşta şarap lekesi: Lekeli kısmı amonyaklı soğuk suya batırın.<br />
Beyaz pamuklu örtüde: Hemen lekeli kısmı beyaz şarapla ıslatın.</p>
<p><strong>Oje lekesi: </strong>Aseton ile veya eşit ölçülerdeki alkol ve eter karışımı ile çıkartabilirsiniz. Her iki halde de lekenin altına 4-5 kat katlanmış beyaz bir bez koyun. Lekeyi silerken bu bez kirleneceğinden, kirin elbiseye geçmemesi için, kontrol edin ve lekenin altına bezin temiz kısımlarının kaydırın. Leke hemen çıkmazsa bu işlemi bir daha tekrarlayın. Sonra asetonu uçurarak leke bırakmasını önleyin.</p>
<p><strong>Alkol lekesi: </strong>Alkol lekelerini önce soğuk suyla sonra gliserinli suyla silmelisiniz. En son sirkeli suyla durulayarak yıkarsanız lekeden eser kalmaz.</p>
<p><strong>Yağ lekesi:</strong> Kızartma yaparken ne kadar dikkat etsek de sıçrayan yağları tamamen engelleyemeyiz. Bunları temizlemek için en etkili temizleyici ispirtodur. Zeytinyağı lekesini elbiseden çıkartmak için sakın su ya da kolonya kullanmayın. Hemen bir lokma ekmek içini yuvarlayıp lekenin üstünde gezdirin. Çıkacaktır.</p>
<p><strong>Zamk lekesi:</strong> Çıkartmak istediğiniz lekenin altına su emici bir kumaş parçası koyun ve lekeli kısmı beyaz sirkeye batırılmış bir bezle silin sonra durulayın.</p>
<p><strong>Su lekesi:</strong> Şaşırdınız belki ama, su da leke yapar. İpekli ya da pamuklu kumaşlardaki su lekesini çıkartmak için lekeli yerleri bir bardak ya da şişenin dibiyle ovun. Fanilalarla yünlüleri ütülemek yeterlidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ruj lekesi: </strong>Ruj lekeli kumaşı etere batırılmış bir pamukla silmek ve bu işlemi birkaç kez tekrarlamak gerekir. Ancak bu işlemi yaparken ateşten uzakta durmakta fayda vardır. Eter çok yanıcı bir maddedir. Diğer yol, lekenin üzerine sabun sürün ve bir saat öyle bırakın. Sonra yıkayın. Başka bir alternatif, lekenin üzerine pamukla oksijenli su damlatın. Sonra suyla durulayın.</p>
<p><strong>Kahve lekesi: </strong>Leke henüz oluşmuşsa üzerine biraz tuz dökün.<br />
Beyaz pamuklu kumaşta: Lekeyi sabunlu su ile çıkaramazsanız, oksijenli su ile silin. Bu da yeterli olmazsa çamaşır suyu kullanmaktan başka çareniz yok demektir.<br />
Renkli kumaşta: Lekeyi çıkartmak için birkaç yol deneyebilirsiniz. Lekeli kısma biraz gliserin sürün ve ılık suyla durulayın.<br />
Nazik kumaşlar için: Şu karışımı deneyebilirsiniz. Sıcak suya bir yumurta sarısı ve birkaç damla gliserin katın. Bununla lekeli kısmı silin ve ılık suyla durulayın.</p>
<p><strong>Kan lekesi:</strong> Hiç denememeniz gereken usul kan lekesini çıkartmak için sıcak su kullanmaktır. Lekenin pişerek daha fazla yerleşmesine yol açar sıcak su. Oysa bazı özel yollarla kan lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.<br />
Beyaz kumaşlarda: Lekeyi oksijenli suyla ıslatın. Sonra sabunlu ılık suda yıkayın.<br />
Renkli kumaşlarda: Nişastayı suyla karıştırarak bir hamur yapın. Bunu lekeli yere sürerek kurumasını bekleyin. Sonra fırçalayarak temizleyin. Bir başka usul de aspirin tabletini azıcık suyla eritip lekeli yeri bununla örtmektir. İyice kuruyunca fırçalayarak temizlersiniz.</p>
<p><strong>Fondöten lekesi: </strong>Elbisenize bulaşan fondöten leke bırakmışsa, bunu etere batırılmış bir bezle silin. Oluşan hare sabunlu suyla yıkanınca yok olacaktır.</p>
<p><strong>Çikolata lekesi:</strong> Çikolata lekesini temizlemenin en iyi yolu gliserinle ovuşturup yağ emici iki kağıt arasında bir müddet bırakarak yağının iyice emilmesini sağlamaktır. Eğer bu yeterli olmazsa ve lekelenen kumaş rengi bozulmayan cisten ise lekeli kısmı suyla karıştırdığınız 90 derecelik alkolle silin.</span></p>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2888&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/zor-lekeler-kumaslardan-nasil-cikar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Yeme Takıntınız mı Var?</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/saglikli-yeme-takintiniz-mi-var/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=saglikli-yeme-takintiniz-mi-var</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/saglikli-yeme-takintiniz-mi-var/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 13:42:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ayran]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[BİR DİYABETLİNİN ALIŞVERİŞ SEPETİNDE NE OLMALI?]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[İÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve kilo vermeme engel olur mu]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[KOLESTEROL]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[milliyet haber]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl zayıflarım]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIKLI]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yeme takıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama - Kilo alma]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2886</guid>
		<description><![CDATA[Siz de sürekli nasıl daha iyi beslenebilirim endişesiyle mi yaşıyorsunuz?
Dilara Koçak
Sık sorulan bazı soruların cevaplarını bu sütunlarda herkesle paylaşmak istiyorum
SORU:Sağlıklı yeme takıntısı bende bir takıntı halini aldı. Kendime çok dikkat ediyorum. Sürekli nasıl daha iyi beslenmebilirim diye düşünüyorum acaba bende, ‘Ortoreksiya’ mı var?
Ortoreksiya 1997 yılında Amerikalı doktor Steven Bratman tarafından isimlendirilen ve ilgi çeken bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Sağlıklı Beslenme" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2010/03/03/saglikli-yeme-takintiniz-mi-var--536299.Jpeg" alt="" width="207" height="138" /><span style="color: #000000;">Siz de sürekli nasıl daha iyi beslenebilirim endişesiyle mi yaşıyorsunuz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Dilara Koçak</em></strong><br />
Sık sorulan bazı soruların cevaplarını bu sütunlarda herkesle paylaşmak istiyorum</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>SORU:Sağlıklı yeme takıntısı bende bir takıntı halini aldı. Kendime çok dikkat ediyorum. Sürekli nasıl daha iyi beslenmebilirim diye düşünüyorum acaba bende, ‘Ortoreksiya’ mı var?</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ortoreksiya 1997 yılında Amerikalı doktor Steven Bratman tarafından isimlendirilen ve ilgi çeken bir terim. Kelime anlamı olarak ‘sağlıklı yemek yeme takıntısı’ olarak ifade edilebilir. Ortoreksiya denebilecek kişide, sağlıklı yemek yeme onu sosyal yaşamdan uzaklaştıran bir takıntı haline gelmiştir. </span><span style="color: #000000;">Öyle ki bu kişiler tüm davetleri bir mazeret uydurup son dakika iptal eder, kendilerine göre sağlıksız bir şey yediklerinde duydukları suçluluk çok büyüktür, yaşadıkları pişmanlık onları çok mutsuz eder ve günlük yaşantılarını etkiler. Günlük moral ve dengeleri o günkü beslenmelerinin istedikleri gibi olup olmadığına göre değişebilir. Buzdolaplarında sağlıksız hiçbir besin bulunmaz, bugünden ertesi gün ne yiyeceklerinin planını yapar, sağlıklsız yemek yediklerinde özgüvenlerinde azalma hissederler.<br />
Ancak bu kısa dönemde oluşmuş bir alışkanlık değildir. Yani bir kişiye ortorektik diyebilmek için çok uzun zamandır böyle yaşadığından emin olmak gerekir. Buna benzer başka takıntılarınızda var ise bir psikologla görüşmeniz daha doğru olur . Bu anlattıklarınızla bizim bir sonuca varmamız mümkün değil.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>KAHVE KALORİ BOMBASI OLABİLİR</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Soru: Kahve kilo vermeme engel olur mu?</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kahvenin kendisi kalori içermez. Ancak süt, krema ve şeker eklemesiyle kalorisi artar, hatta bazı şurupların ilavesiyle masum gibi görünen kahve tehlikeli bir kalori bombası olabilir. Kahve denilince ilk akla gelen kafein olsa da, kafein haricinde içinde yaklaşık 400 kimyasal, eser miktarda antioksidan ve niasin ayrıca mineraller de bulunur. Aslında kahve, doğal ve güçlü bir antioksidandır, ayrıca fiziksel ve mental performansı artırdığı da biliniyor. Aynı zamanda kafeinin, metabolizmayı hızlandırıcı ve yağ oksidasyonunu artırıcı etki gösterebildiği, yapılan bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Kahve seven bireyler günde bir &#8211; iki tane içebilir, kilo vermenize engel olmaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><br />
<strong>BİR DİYABETLİNİN ALIŞVERİŞ SEPETİNDE NE OLMALI?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Soru: Eşim şeker hastası, benim de kolesterolüm sınırda. Alışveriş yaparken nelere dikkat etmemiz gerekir?</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Düşük yağlı süt ürünlerini tercih etmeniz (süt, yoğurt, peynir, ayran), daha az doymuş yağ ve daha az kolesterol almanızı sağlar. Üstelik kalorileri de daha düşüktür. Bu yüzden formda kalmanıza da yardımcı olur. Daha az doymuş yağ, kalp hastalığı riskinin yanı sıra, kanser riskini azaltmak için de önerilir.<br />
Tam buğday ürünleri yani rafine edilmemiş buğdaydan yapılan ekmeklerle tahıl gevrekleri, içerdiği B vitaminleri ve lifle kansere karşı koruyucudur ve bağırsak hareketlerini düzenleyici etki gösterir. Hem de kan şekeri kontrolüne yardımcıdır. Rafine edilmemiş tahılları seçmeniz (kepekli makarna, pirinç) eşiniz için en uygunu, üstelik posa içeriğinin yüksek olması nedeniyle kolesterolü düşürmek genel sağlığı koruma, kabızlık ve kansere karşı koruyucu olarak önerilir.<br />
Sebze ve meyveler, içerdiği vitamin ve mineraller nedeniyle kanser riskini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve genel sağlığı korur. Mutlaka alışveriş listenizde olmalı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ekmeği tamamen kesmeyin</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Soru: Diyet yapamıyorum ama ekmeği kesmek ve karbonhidratı azaltarak kilo vermenin kolay olduğunu duydum, tavsiye eder misiniz?</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Diyet yapan kişilerin düştüğü en önemli hatalardan biri yeterli miktarda karbonhidrat almamaktır. Diyete başladığı zaman ekmek, pilav, makarna, patates, mısır gibi besinleri kesen kişilerin metabolizması ihtiyacı olan karbonhidratı glikojen deposu ve kandaki şeker bitince kas içindeki karbonhidrattan kullanmaya başlar. Bu da kas kaybı anlamına gelir ve vücut beraberinde su kaybeder.<br />
Yani diyette karbonhidratı kesen kişi tartıdaki sonucu görünce kilo verdiği yanılgısına düşer, ancak gerçek olan vücudun kaybettiği yağ değil, kas ve sudur.<br />
1 gram kas kaybettiğinizde yaklaşı 2,7 gram da su kaybedersiniz ve böylece hızla zayıfladığınızı sanırsınız. Eğer tartıda kilo vermenize rağmen yüzünüz, kollarınız inceliyor ve yağ deposu olan karın kalça bölgesi incelmiyorsa siz yağ kaybetmiyorsunuz ve doğru zayıflamıyorsunuz demektir. En doğru zayıflama yağ kaybı ile olur. Bunun için tüm besin gruplarından az  ve sık yemeniz gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>AYDA İKİ KİLODAN FAZLA VERMEK EMZİREN ANNE İÇİN SAKINCALIDIR</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Soru: Üç ay önce doğum yaptım;   ama sadece 1.5 kilo zayıfladım, ne yapabilirim?</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Doğum sonrası kilo verme hızı ve zamanı aslına gebelik süresince alınan kilo ile ilgilidir. Normal süreçte emzirme dönemi ile birlikte anne kilo kaybetmeye başlar. Sütün veriminin artması için aşırı yağlı ve şekerli yiyen anneler ise tam tersi doğum sonrası kilo alabiliyor. İlk dört ayda, aylık yarım ila bir kg zayıflama normaldir, ancak anne çok şişman ise ayda bir &#8211; iki kg kayıp da gözlenebilir. Ancak ayda iki kg üzerinde zayıflamak; emziren anne için sakıncalıdır.<br />
Doktor izin verdikten sonra hafif yürüyüşler ve egzersizler kilo vermeyi çabuklaştırır, bu konuda acele etmemenizi tavsiye ederim.</span></p>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2886&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/saglikli-yeme-takintiniz-mi-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her Derde Deva: Yeşil Çay</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/her-derde-deva-yesil-cay/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=her-derde-deva-yesil-cay</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/her-derde-deva-yesil-cay/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 13:31:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[İÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[milliyet haber]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIKLI]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil çay]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil çayın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil çayın yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2883</guid>
		<description><![CDATA[Yeşil çay, adeta antioksidanların bir kokteylini sunuyor. Peki, kırışıklık, sarkma gibi yaşlanma belirtilerine karışı da kullanılabiliyor mu?

Araştırmalar, cilt kanserinden koruduğunu, güneşin yarattığı tahribatı azalttığını ve lekeleri tedavi edebildiğini gösteriyor.
Deneyler, yeşil çaydaki polifenolün, yaşlanmayı yavaşlamak için de ümit olabileceğini gösteriyor.
İçerdiğinde bu bitki olan kozmetik ürünleri kullanmanın yanı sıra, çay olarak içmek de cilt için faydalı. Eğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Yeşil Çay" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2010/03/04/her-derde-deva-yesil-cay-537573.Jpeg" alt="" width="207" height="138" /><span style="color: #000000;">Yeşil çay, adeta antioksidanların bir kokteylini sunuyor. Peki, kırışıklık, sarkma gibi yaşlanma belirtilerine karışı da kullanılabiliyor mu?</span></p>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p><span style="color: #000000;">Araştırmalar, cilt kanserinden koruduğunu, güneşin yarattığı tahribatı azalttığını ve lekeleri tedavi edebildiğini gösteriyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Deneyler, yeşil çaydaki polifenolün, yaşlanmayı yavaşlamak için de ümit olabileceğini gösteriyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İçerdiğinde bu bitki olan kozmetik ürünleri kullanmanın yanı sıra, çay olarak içmek de cilt için faydalı. Eğer kendi yeşil çay kozmetiğinizi yapmak isterseniz size harika bir tonik tarifi: demlediğiniz yeşil çayı buz kalıplarına doldurarak buz küpleri haline getirin. Ancak buz dolabından çıkarır çıkarmaz değil, birkaç dakika sonra cildinize uygulayın ki, buz yanıklarınız oluşmasın.</span></p>
</div>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2883&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/her-derde-deva-yesil-cay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar Kullanırken Dikkat</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/bilgisayar-kullanirken-dikkat/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bilgisayar-kullanirken-dikkat</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/bilgisayar-kullanirken-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 11:14:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[güncel bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yararlı ve pratik bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Akay Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Timuçin Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ayak-bacak toplar damarları]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar ekranından mümkün olduğu kadar uzak durmak]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayardan kaynaklanan göz şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet haber]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[örgü örme]]></category>
		<category><![CDATA[sabit pozisyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIKLI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2881</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayardan kaynaklanan göz şikayetlerinde yüzde 100 artış olduğu belirtildi.
Akay Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Timuçin Yıldırım, bilgisayardan kaynaklanan göz şikayetlerinde yüzde 100 artış olduğuna dikkat çekerek, göz kuruluğu ve yanması konusunda insanları uyardı.
Dr. Yıldırım, bilgisayar ekranından mümkün olduğu kadar uzak durulması gerektiğini belirterek, “Zorlandığınızda ekrana yaklaşmak yerine büyük puntoları ve karakterleri tercih edin” önerilerinde bulundu.
Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Bilgisayar Kullanımı" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2071/10032071.jpg" alt="" width="225" height="225" /><span style="color: #000000;"><strong>Bilgisayardan kaynaklanan göz şikayetlerinde yüzde 100 artış olduğu belirtildi.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Akay Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Timuçin Yıldırım, bilgisayardan kaynaklanan göz şikayetlerinde yüzde 100 artış olduğuna dikkat çekerek, göz kuruluğu ve yanması konusunda insanları uyardı.</p>
<p>Dr. Yıldırım, bilgisayar ekranından mümkün olduğu kadar uzak durulması gerektiğini belirterek, “Zorlandığınızda ekrana yaklaşmak yerine büyük puntoları ve karakterleri tercih edin” önerilerinde bulundu.</p>
<p>Dr. Yıldırım, özellikle astigmat ve hipermetrop rahatsızlığı olan kişilerin bilgisayar kullanırken daha çok rahatsız olabileceklerini belirterek, göz ağrısı, sulanması ve kaşıntısının en çok rastlanan şikayetler olduğunu dile getirdi. Dr. Yıldırım, uzağı görmeyle sorunu olmayan bir kişide bilgisayar rahatsızlığı çok ise, gözünde gizli bir kırma kusuru olabileceği konusunda da uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>&#8220;30-40 CM&#8221; MESAFE GÖZÜ YORAR<br />
</strong><br />
Dr. Yıldırım, insan gözünün optik bir sistem olarak düşünüldüğünde, 6 metre ve daha uzak mesafelere ayar gerektirmeksizin bakabildiğini belirterek, bu mesafelerde kullanılan gözün az yorulduğunu ifade etti. Dr. Yıldırım, okuma, örgü örme, bilgisayar kullanımı gibi 30-40 cm’den yapılan aktivitelerin tamamının gözü yorduğunu söyleyerek, “Buna bilgisayar ekranındaki titreşim, hareketli görüntüler ve parlaklık da eklendiğinde, göz yoran aktivitelerin başında bilgisayar kullanımı yer alır” dedi.</p>
<p>Dr. Yıldırım, ekrana bakarken göz kırpma sayısının da dakikada 25’ten 10’a düştüğüne de değinerek, “Saatlerce böyle çalışmak göz kuruluğu ile sonuçlanır. Gözleriniz kızarır, yanar ve batar” diye konuştu.</p>
<p>Dr. Yıldırım, bilgisayar kullanımının çocukların da gözlerinde kanlanma ve yakından bakma sonucu miyopiye kayma durumlarına yol açabileceğini belirterek, aileleri uyardı.</p>
<p><strong>BÜYÜK PUNTO KULLANIN, ODA IŞIĞINI KAPATMAYIN</strong></p>
<p>Dr. Yıldırım, gözleri bilgisayar ekranının zararlarından korumak için mümkün olduğu kadar uzak durulması gerektiğini dile getirerek, şunları önerdi:</p>
<p>“Zorlandığınızda ekrana yaklaşmak yerine büyük puntoları ve karakterleri tercih edin. Ekranınızı çalışabildiğiniz en düşük parlaklığa ve en yumuşak kontrast değerlerine ayarlayın.</p>
<p>Odanızın ışığını kapatmayın ekran ışığının tersine odanızı tercihen indirekt bir aydınlatma ile ortalama bir seviyede aydınlatın. Uzun saatler bilgisayar kullanmak zorunda iseniz, suni göz yaşları damlatarak gözünüzü nemlendirin. Mümkünse tazeleme hızı yüksek monitörler kullanın.”</p>
<p>Dr. Yıldırım, ışıl ışıl yanan bir ekranın da gözü çok çabuk kurutup yoracağını belirterek, “Her saat başı en az 10 dakika ara verin .Bu arayı okumayla değil, gözünüzü kapatarak veya uzak mesafelere bakarak geçirin. Ayağa kalkmak ve biraz dolaşmak kas, iskelet ve dolaşım sisteminize de iyi gelecektir. Oturarak birkaç saat geçiren, sabit pozisyonlar, ayak-bacak toplar damarlarında kan akımının yavaşlamasına neden olarak pıhtı oluşmasına sebep olabilir. Bütün bunlara rağmen hala zorlanmanız devam ediyorsa gözünüzde doktor kontrolünü gerektiren bir görme bozukluğu olabilir” uyarılarında bulundu.</p>
<p><strong>PC KASASINI AŞAĞIDA KULLANIN</strong></p>
<p>Dr. Yıldırım, eski tip monitorlerin(tüplü), lcd veya tft monitörlerden daha çok elektromanyetik dalga yaydıklarını ifade ederek, bilgisayar kasasından da elektromanyetik dalga yayılımı olduğunu söyledi. Dr. Yıldırım, pc kasasının masa üstünde tutulmaması gerektiğini belirterek, aşağıda kullanmanın doğru olacağını kaydetti.</span></p>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2881&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/bilgisayar-kullanirken-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu hastalıklar kadınları tehdit ediyor</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 11:06:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ece Aydoğ]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özcan Gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[İÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[idrar kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda kalp krizi görülme sıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin]]></category>
		<category><![CDATA[kilo problemi olan kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl zayıflarım]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz konusu]]></category>
		<category><![CDATA[RAHİMAĞZI KANSERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Sarıca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2878</guid>
		<description><![CDATA[Kadınların hayatını tehdit eden hastalıklara dikkat etmek gerekiyor.

Meme kanseri başta olmak üzere kadınlarda çok sık rastalanan ciddi sağlık sorunlarına karşı en önemli şey önlem almak. Birçok hastalıkta erken tanı hayat kurtardığı için hastalıkları önceden tanımak önem taşıyor.Yeditepe Üniversitesi Hastanesi uzmanları kadınların hayatlarını tehdit eden hastalıklar hakkında bilgi verdi.
MEME KANSERİ
Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Kadınlar" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2333/10032333.jpg" alt="" width="225" height="225" /><strong>Kadınların hayatını tehdit eden hastalıklara dikkat etmek gerekiyor.</strong></p>
<div id="divAdnetKeyword">
<p>Meme kanseri başta olmak üzere kadınlarda çok sık rastalanan ciddi sağlık sorunlarına karşı en önemli şey önlem almak. Birçok hastalıkta erken tanı hayat kurtardığı için hastalıkları önceden tanımak önem taşıyor.Yeditepe Üniversitesi Hastanesi uzmanları kadınların hayatlarını tehdit eden hastalıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>MEME KANSERİ</strong></p>
<p>Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, erken tanının meme kanserinde çok önemli olduğunun altını çiziyor: “Erken tanı için temelde önerilen ve birbirlerini tamamlayan üç yöntem var: Bunlardan ilki, kendi kendine yapılan meme muayenesi. 20 yaş sonrasında her kadın âdetin 7–10 günleri arasında ayda bir kez memelerini muayene etmeli. Ayrıca 20 – 40 yaş arasında 1–3 yılda bir, 40 yaşından itibaren de yıllık olarak bir genel cerrahi uzmanına meme muayenesi yaptırılmalı. Üçüncü ve en önemli erken tanı için tarama yöntemi olan radyolojik görüntüleme metodu mamografi, 40 yaşından sonra düzenli yapılması halinde meme kanserinin erken yakalanmasında kilit rol oynuyor.”</p>
<p><strong>RAHİMAĞZI KANSERİ</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, “Rahim ağzı kanseri her yıl 500 binden fazla kadında görülüyor. Rahim ağzı kanseri tüm dünya kadınları arasında meme kanserinden sonra görülen en sık ikinci kanser türüdür. İstatistiklere göre 250 bin kadın her yıl bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Kansere dönüşmeden erken dönemde yakalanması pap-smear testi ile mümkündür. Bu yüzden, bütün kadınlara yılda bir defa smear testi önerilmektedir. Kanser öncülü bu hastalıkların cerrahi tedavileri tüm dünyada ve ülkemizde bilinmekte ve uygulanmaktadır. Ayrıca son yıllarda HPV&#8217;nin yüksek riskli bazı tiplerinin rahimağzı kanserinin ve onun öncül hastalıklarının hemen hepsinde ana neden olduğu, virüsün hücrelerde kansere dönüşümü başlattığı gösterilmiştir. Bu virüsün bulaşmasını önleyerek kanser ve diğer hastalıklardan korunmanın mümkün olabileceği ise son yıllarda öne çıkan bir konudur. HPV&#8217;nin kanser oluşturan yüksek riskli tiplerinden olduğu kadar cinsel siğillere yol açan HPV tiplerinden de korunmak önemlidir. Virüsün bulaşmasını kızamık, suçiçeği, grip gibi hastalıklarda olduğu gibi bağışıklık sistemi yoluyla, vücuda virüs girse bile onu savunma sistemimizle yok ederek önlemek, aşı ile mümkündür. HPV aşısı son on yılın en önemli toplum sağlığı ve kanserle mücadele çabalarının başında gelmektir. Koruyucu hekimlik açısından çocukluk çağından itibaren başlayarak kız çocuklarının ve hastalıkla karşılaşmamış genç ve yetişkinlerin aşının koruma şemsiyesi altına alınması gerekmektedir.”</p>
<p><strong>OSTEOPOROZ</strong></p>
<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ece Aydoğ, osteoporoz konusunda hastaları doğru tedavi konusunda uyarıyor: “Kadınlarda kemik kaybını hızlandıran nedenlerden en önemlisi menopozdur. Menopoz ile birlikte cinsiyet hormonları azalmaya başlayınca kemik kütlesi de azalmaya başlamakta ve ilerleyen yıllarda kırık riski artmaktadır. Bu kırıklar da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Örneğin omurga kırıkları bel ağrılarına ilaveten zaman içersinde boy kısalmasına ve sırtta kamburlaşmaya yol açmaktadır. Bu durum kadında sindirim ve solunum problemlerine yol açabileceği gibi kas kuvvetinde azalmanın da katkısı ile denge bozukluğuna neden olmakta ve buna bağlı düşme riski artmaktadır. Dolayısı ile yeni kırıklara davetiye çıkarılmış olmaktadır. Tüm bunlar kadını günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı hale getirmekte ve sonuç olarak depresyon tablosuna yol açmaktadır. Ayrıca 65 yaş sonrası daha fazla gördüğümüz kalça kırıkları da ölüm riskine neden olabilmekte ve hayatta kalanlarda ise ağır özürlülük tablosu ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Osteoporozun en etkili tedavisi kemik kaybının önlenmesidir. Bunun için daha çocuk yaşlarda önlemler alınmaya başlanmalıdır. Çocukların diyetle yeterli miktarda kalsiyum ve fosfor alması ve yeterli düzeyde güneş ışığına maruz kalmaları sağlanmalıdır. Özellikle vücuda yük bindiren egzersizler daha çocukluk yıllarından itibaren yapılmaya başlanmalıdır. Hayat boyu sigara, fazla alkol ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Eğer osteoporoz tanısı almışsak ilaç tedavileri ve düzenli egzersiz ile kemik kaybını durdurabilir hatta bir miktar arttırabiliriz de. Ayrıca yine yaşlılarda düşmelerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması kırık riskini önemli ölçüde azaltır. Bu önlemlerin başında dengeyi geliştirmek için yapılan egzersizler gelmelidir. Ayrıca hem kemik kütlesini arttıran hem de dengenin sağlanmasında önemli bir faktör olan kas kuvvetlendirme egzersizleri de mutlaka ilave edilmelidir. Görme ve işitme kusurları varsa mutlaka düzeltilmeli, sakinleştirici ilaçlardan kaçınılmalı, düşmeyi önlemeye yönelik ev düzenlemeleri yapılmalı, günlük yaşam aktivitelerinde yardımcı cihazlar kullanılmalı ve mutlaka D vitamini desteği verilmelidir.”</p>
<p><strong>İDRAR KAÇIRMA</strong></p>
<p>Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Sarıca, “idrar kaçırma” sorununun çözülebilir bir sorun olduğunu belirterek kadınların doktora gitmekten çekinmemesi gerektiğini belirtiyor. “Temelde kadınların hastalığı olan idrar kaçırmaya tıpta inkontinans denmektedir. İnkontinans 35 yaşın üzerindeki her 5 kadından birinde görülüyor. Kişinin sosyal yaşantısını etkileyecek olan her idrar kaçırma bir hastalıktır ve tedavi edilmelidir. İdrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya gülme gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkabileceği gibi, daha az eforla da (yürümek, yataktan kalkmak gibi) meydana gelebilir. Bu tip idrar kaçırmaya zorlanma(sıkışma) tipi idrar kaçırma-inkontinans adı verilmektedir. Bu hastalarda kaçırma, kişinin ani olarak idrara çıkma ve sıkışma hissi ile beraberdir. Bazı kişilerde ise idrar kaçırmanın iki tipi de birlikte görülür. Bu tip idrar kaçırmaya da karışık tip inkontinans denir. İdrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda tedaviden önce yapılacak tetkiklerle idrar kaçırmanın neden kaynaklandığını ve hangi tipte olduğunu belirlemek gerekir. Gerektiğinde ise ürodinami adını verdiğimiz idrar kesesinin fonksiyonlarının değerlendirildiği testi yapmak gerekir. Bu test de mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir ürolog tarafından yapılmalıdır. İdrar kaçırmanın tedavisinde ise mesane eğitimi, fizik tedavi yöntemleri (kasık adalelerinin güçlendirilmesi), ilaç tedavileri, elektrikle uyarma (stimulasyon), menopozdaki kadınlarda hormon tedavisi ve cerrahi yöntemler olmak üzere çeşitli tedavi alternatifleri bulunmaktadır.</p>
<p>İdrar kaçırma sorunu çok önemli bir sosyal problem olup, günümüz modern tedavileri ile başarılı olarak ortadan kaldırılmaktadır.”</p>
<p><strong>OBEZİTE</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören, kilo problemi olan kadınların, çeşitli  diyet programları   uygulamalarının  yanlış olduğunu vurguluyor: “Zayıflama diyeti diye bir Diyet yoktur. Diyetler; hastalar ve  hastalıklar için vardır. Diyet negatif bir kelimedir etkisi olumsuzdur. Kilo problemi; hayatımızı düzene sokmakla, stres yönetimi ile düşüncelerimizi yapılandırmakla, SAĞLIKLI BESLENME -Egzersiz ile çözülür. Kişiler iç salgı bezlerinin (Tiroid, böbrek üstü bezleri, kadın doğum hormonları, leptin seviyesi vb&#8230;) sağlıklı çalıştığından ve gıda alerjilerinin olup olmadığından mutlaka emin olmalıdır”</p>
<p><strong>KALP HASTALIKLARI</strong></p>
<p>Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, kadınlarda kalp krizi görülme sıklığının sanılanın aksine erkeklerden az olmadığını belirterek kadınlara önerilerde bulunuyor:<br />
“Özellikle 60 yaşından sonra kadınlar erkeklerle eşit duruma gelmektedirler. Bunun yanında kadınlarda olumsuzluk hastalığın tanınması ve tedaviye yanıtta da devam etmektedir. Araştırmalar, ilk kalp krizini izleyen 1 ay içinde ölüm riskinin, 6 ay içinde de ölüm riski ve yeniden hastaneye yatma gereksiniminin erkeklere göre kadınlarda daha yüksek olduğunu göstermektedir. İlk kalp krizinden sonra kadınlarda ölüm riskinin erkeklere göre %70 daha fazla olduğu saptanmıştır. Kadın hastalara sigara içmemelerini, yağlı yiyeceklerden ve dolayısıyla obeziteden kaçınmalarını, yüksek tansiyonlarını takip ettirip gerekiyorsa düzenli ilaç kullanmalarını, düzenli beslenmelerini ve haftada en az 3 kez 45 dakika düzenli spor aktivitelerinde bulunmalarını, stres ve depresyondan kaçınmalarını tavsiye ediyoruz.”</p>
</div>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2878&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/03/bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baş dönmesi neden olur?</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/bas-donmesi-neden-olur/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bas-donmesi-neden-olur</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/bas-donmesi-neden-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:27:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi mide bulantısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[başım dönüyor ne yapmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kulağa bağlı baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kulak burun boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[meniere hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[meniere sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[nörolojik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2876</guid>
		<description><![CDATA[Baş dönmesi aslında bir hareket yanılsamasıdır. Kişi, var olmayan bir hareketi varmış gibi algılar ve kendisinin ya da çevresinin hareket ettiğini zanneder. Dengesizlik hissi ise kişinin çevresine göre dengesini sağlayamama durumudur. “Baş dönmesi ve denge bozukluğu, oldukça sık rastlanan yakınmalardandır ve acile başvuruların yaklaşık yüzde 25’ini oluşturur. Bu yakınmalar, özellikle orta ve ileri yaş grubunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 216px"><span style="color: #000000;"><img title="bas-donmesi" src="http://www.bayanlardunyasi.com/resimler/basdonmesi.jpg" alt="" width="206" height="154" /></span><p class="wp-caption-text">Baş dönmesi neden olur?</p></div>
<p><span style="color: #000000;">Baş dönmesi aslında bir hareket yanılsamasıdır. Kişi, var olmayan bir hareketi varmış gibi algılar ve kendisinin ya da çevresinin hareket ettiğini zanneder. Dengesizlik hissi ise kişinin çevresine göre dengesini sağlayamama durumudur. “Baş dönmesi ve denge bozukluğu, oldukça sık rastlanan yakınmalardandır ve acile başvuruların yaklaşık yüzde 25’ini oluşturur. Bu yakınmalar, özellikle orta ve ileri yaş grubunda daha sıktır. Çocukluk çağında oldukça seyrek görülmektedir” diyor Florence Nightingale Hastanesi uzmanları… </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hareket ederken dengemizi sağlayabilmek için oldukça çok sayıda vücut sisteminin birlikte uyum içinde çalışması gerekmektedir. Bu da göstermektedir ki, çok sayıda sistemi etkileyebilen çeşitli hastalıkların sonucunda baş dönmesi ve dengesizlik yakınması ortaya çıkabilir. Doğru teşhis koyma, baş dönmesi olan hastalarda daha kısa sürede tanı ve tedaviye olanak tanıyacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Baş dönmesi nedenleri</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kulağa bağlı nedenler:</strong> Gerçek baş dönmelerinin çok büyük bir kısmından sorumlu olan organdır. Pozisyona bağlı baş dönmesi, baş dönmesi ile ilgilenen kliniklerde en sık rastlanan nedendir. Hemen hemen bütün hastalarda, başın hareketleri ile artan baş dönmesi yakınması mevcuttur. Tanısı, iç kulaktaki yarım daire kanallarının, bazı manevralara verdiği yanıtlara bakılarak konulur. Tedavisi, yarım daire kanallarının içerisinde yer değiştirmiş olan kristallerin tekrar yerine oturtulmasına dayalı özel manevralardır. Meniere hastalığı; işitme kaybı, kulakta çınlama, dolgunluk hissi ve baş dönmesi atakları ile karakterizedir. İç kulaktaki sıvıların dengesizliğinden kaynaklanır. Kulağın akıntılı kronik hastalıkları, işitme kaybı ile giden kulak hastalıkları, viral bir enfeksiyon sonrası denge sinirinin etkilenmesine bağlı kulak hastalıkları, ileri derecede damar tıkanıklığı yaşayan insanlarda oluşan iç kulağa daha az kan gitme durumu, bazen hiç bir nedene bağlı olmaksızın iç kulakta ki zarların yırtılmasına bağlı baş dönmesi atakları oluşabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Travmalar:</strong> Sıklıkla başa alınan sert darbelerle, kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında baş dönmesi ile beraber bulantı ve kusma oluşabilir. Bazen kafa travması sonrası, herhangi bir kafatası kırığı olmadan iç kulak yapılarında sarsıntı ya da iç kulak kristallerinde yer değiştirmeye bağlı olarak baş dönmesi oluşabilir. Bu durumun düzelmesi haftalar ve aylar sürebilir. Böyle bir durumda, yıllar sonra bile özellikle pozisyon değişikliklerinde oluşan birkaç saatlik baş dönmeleri kalabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Nörolojik hastalıklar:</strong> Beyin, beyincik gibi organlardan oluşan merkezi sinir sistemindeki kanama veya kan damarlarındaki tıkanıklıklara bağlı beslenme bozuklukları, multipl skleroz (MS), sifiliz, çeşitli beyin tümörleri, parkinson hastalığı, migren v.b. hastalıklar dengenin bozulmasına neden olabilirler. Hastanın öyküsünü alırken denge bozukluğuna eklenmiş olan kol ve bacaklarda güçsüzlük, vücudun herhangi bir bölgesinde his kaybı, çift görme, baş ağrısı, bilinç kaybı, ağız çevresinde karıncalanma hissi, konuşma bozukluğu vb. yakınmalar sorgulanmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Dahili hastalıklar:</strong> Kalp yetmezliği, kalp kapakçığı hastalığı, kalp krizi, diabet, tiroid bezi hastalıkları, kansızlık, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon, posture bağlı düşük tansiyon, ileri kalp ritim bozuklukları, ani ve şiddetli su kaybı(ishal, kusma)</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Psikolojik denge bozuklukları:</strong> Panik atak, anksiyete(huzursuzluk), stres, depresyon,</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Baş dönmesi nasıl tedavi edilir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Baş dönmesi, kendisi bir hastalık olmayıp başka hastalıkların belirtisi olduğu için nedeni belirledikten sonra etkene yönelik tedavi sağlanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Dengesizlik ve baş dönmesi  yakınmaları</strong>na, multidisipliner bakış açısı içinde yaklaşıldığında ön tanı ve tedaviye ulaşılması sürecinin kısalması mümkündür. Tedavi, nedene yöneliktir. Baş dönmesini yaratan sebep ortadan kaldırıldığında hastanın yakınmaları düzelecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Meniere hastalığı</strong>, ilaç tedavisi ve yaşam tarzında bazı değişiklikler ile yüzde 90 kontrol altında tutulur. Fiziksel ya da ruhsal stresi az bir yaşam tarzının yanında düşük tuz diyeti (günlük 1.5 gr altında) ile beslenmelidirler. Hayvansal yağ içeriği az olan besinleri tüketmek, kafein, alkol ve sigara türü iç kulakta sıvı basıncını arttırdığı düşünülen içeceklerden uzak durmak gerekir. Doktorunuz, baş dönmesini azaltacak ve kulaktaki dolgunluğu giderecek ilaç tedavisi başlayacaktır. Bulantı ve kusma olduğunda, bu şikayetleri azaltacak ilaçların alınması yeterli olabilir. Meniere hastası olan kişilerin bir kısmı, atak gelmeden krizin geleceğini hissedebilir. Kriz öncesi alacağı bazı ilaçlarla nispeten kontrollü bir atak geçirir. Ancak geri kalan hasta grubunda baş dönmesi atağı ani geldiğinden, bu tür hastaların özellikle taşıt kullanmaları sakıncalıdır. Aksi taktirde kişi hem kendi, hem de diğerleri için tehlikeli ve hasar verici olabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Pozisyonel baş dönmesi</strong> olan hastalarda, partiküllerin iç kulakta şikayet oluşturmayacakları bölgeye yönlendirilmelerini amaçlayan repozisyon yani yerine oturtma manevraları ile yaklaşık olarak yüzde 90 oranından başarı sağlanmaktadır. Aynı kulakta sürekli olan ya da sık yineleyen, tekrarlayan repozisyon manevralarına rağmen iyileşme sağlanamayan ve semptomların şiddetli olduğu olgularda cerrahi müdahaleler gerekebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Denge bozukluğu veya baş dönmesi olan her hastanın mutlaka sistematik bir muayeneye (özellikle kardiyovasküler, kulak burun boğaz ve nörolojik muayeneye) tabi tutulması gerekir. Diğer baş dönmesi nedenleri, ilgili branş hekimlerince doğru tanı konulduktan sonra çeşitli yöntemlerle tedavi edilecektir.</span></p>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2876&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/bas-donmesi-neden-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiperaktivite Nedir?</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/hiperaktivite-nedir/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hiperaktivite-nedir</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/hiperaktivite-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:24:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[anne ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı hareketli çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik döneminde hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[hi]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif çocuğa nasıl davranmak gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif çocuk zeki mi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2874</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz yaramaz mı yoksa hiperaktif mi? Hiperaktivite bir yaramazlık biçimi değil, hastalıktır. Öğretmen, aile ve uzman işbirliği ile tedavi edilmesi gereken bu hastalıkla ilgili merak edilenleri Psikolog Pelin Kuzugüdenli anlatıyor… 
Hiperaktivite nedir?
Hiperaktivite, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, dürtüsellik (ataklık) ve dikkat eksikliği belirtileri olan bir bozukluktur. Başlangıç yaşı 3-4 olarak gösterilse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 164px"><img class="  " title="hiperaktif" src="http://img.blogcu.com/uploads/tekeli_bezginnow6.jpg" alt="" width="154" height="150" /><p class="wp-caption-text">Hiperaktivite Nedir?</p></div>
<p><span style="color: #000000;">Çocuğunuz yaramaz mı yoksa hiperaktif mi? Hiperaktivite bir yaramazlık biçimi değil, hastalıktır. Öğretmen, aile ve uzman işbirliği ile tedavi edilmesi gereken bu hastalıkla ilgili merak edilenleri Psikolog Pelin Kuzugüdenli anlatıyor… </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hiperaktivite nedir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hiperaktivite, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, dürtüsellik (ataklık) ve dikkat eksikliği belirtileri olan bir bozukluktur. Başlangıç yaşı 3-4 olarak gösterilse de belirtiler daha küçük yaşlarda da izlenebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bebeklerde görülebilecek hiperaktivite belirtilerini şöyle:</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Huysuzluk</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Huzursuzluk</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Fazla uyuma</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Sürekli ağlama</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><br />
Okul çağı çocuklarına hiperaktivite tanısının konulabilmesi için 7 yaşından önce şu belirtilerin görülmesi gerekir:</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Aşırı hareketlilik</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Dürtüsellik (ataklık)</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Dikkat eksikliği</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Hiperaktivitenin erkeklerde görülme olasılığının kızlara oranla 3-4 kat fazla oluyor. Ayrıca, hiperaktivite ile yüksek zeka arasında herhangi bir bağlantı gözlenmiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hiperaktivite neden olur?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1- Kalıtım etkisi</strong><br />
Hiperaktivite belirtileri gösteren çocukların birinci derece akrabalarında hiperaktivite görülme olasılığı çok daha yüksektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2- Beyindeki bazı yapısal işlev bozuklukları</strong><br />
Dikkat eksikliğine, dikkatin yoğunlaştırılmasına ilişkin birtakım problemler yaratır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>3- Çevre etkisi</strong><br />
Doğrudan doğruya hiperaktiviteye yol açtığı söylenemez. Ancak genetik bir yatkınlık varsa tetikleyici çevresel etkenlerle hiperaktivite ortaya çıkabilir. Bu etkenler, ailenin tutumları, doğum öncesinde bazı doğum komplikasyonları, hamilelikte kullanılan ilaçlardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şu anki yöntemlerle hiperaktivitenin doğum öncesinde tespit edilme olasılığı yoktur. Bu nedenle hamilelikte ilaç, madde, alkol, sigara kullanımını önleme dışında alınabilecek herhangi bir önlem bulunmuyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kaç çeşit hiperaktivite vardır?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1- Bileşik tip</strong><br />
Hem hiperaktivite hem ataklık hem de dikkat eksikliği bir aradadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2- Hiperaktivite ve ataklığın önde olduğu tip</strong><br />
Bu tipte dikkat eksikliği daha az gözlenirken, aşırı hareketlilik söz konusudur. Bu çocukların ders başarıları kötü değildir, ancak hareketlilik nedeniyle uyum sorunu yaşayabilirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>3- Dikkat eksikliğinin önde olduğu tip</strong><br />
Hareketlilik belirtileri çok fazla gözlenmez. Dikkat eksikliği nedeniyle okul başarıları çok iyi değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hiperaktivite çocuklarda çok yaygın bir hastalık mı?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hiperaktivitenin dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığının benzer oranlarda. Hiperaktivite, okula başlayan çocukların yüzde 2-3’ünde görülür. Ülkemizde aileler hiperaktivite konusunda daha bilinçli hale geldi, ancak yine de hiperaktivite belirtilerinin yaramazlık ve benzeri durumlarla karıştırıldığı oluyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hiperaktif bir çocuk ile yaramaz bir çocuk arasında ne fark var?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Her yaramaz çocuk hiperaktif değildir. Yaramaz çocuk mizaç özelliklerin yanı sıra ailenin tutumu gibi çevresel etkenlerin altında bazı davranışlar gösterebilir. Bir çocuğa hiperaktif denebilmesi için gözlenmesi gereken davranışları şöyle:</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik belirtilerinin dış uyaranlara bağlı olmaksızın var olması gerekir. </span></li>
<li><span style="color: #000000;">Çocuk aşırı hareketlidir; elleri, ayakları kıpır kıpırdır. Sınıfta ya da oturması gereken diğer yerlerde oturmaz ya da otursa bile çok kısa bir süre sonra kalkar. Çoğu zaman çok konuşur, bağırır, başkalarını rahatsız eder ya da yaptıkları işten alıkoyar. Gereken eşyaları unutma da sık görülen özellikleri arasındadır. </span></li>
<li><span style="color: #000000;">Dürtüsellik hakimdir. Tehlikeyi kavrayamaz, birden atılır, soru bitirilmeden cevap verir, başkalarının yaptığı işlerin arasına ya da konuşmalarının arasına girer. Başladığı bir işi bitiremez. </span></li>
<li><span style="color: #000000;">Dikkat eksikliği görülür. Derslerinde önemli hatalar yaptığı için okul başarısızlığı yaşar.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hiperaktif çocuğa nasıl davranmak gerekir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hiperaktivitede tedavinin ön koşulu okul, aile ve uzman işbirliğinin sağlanmasıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Anne babanın çocuğun davranışlarının bir yaramazlık belirtisi olmadığını, rahatsızlığın sonucu olduğunu algılayabilmesi gerekir. Ancak aşırı hoşgörülü olmak, çocuğun her yaptığına izin vermek de doğru değil. Bazı kurallar koyulmalı ve bunlara kararlı bir şekilde uyulmalı. Çocuğun çabası desteklenmeli ve performansının her zaman için iyi olması beklenmemeli.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar daha fazla ödüllendirilmeli. Olumlu davranışların ödüllendirilmesi tekrarlanma olasılığını artırır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Öğretmenin yönlendirilmesi ile çocuğun sınıfta dikkat dağılmasını azaltmak için pencereden uzak, tahtaya yakın bir yere oturtulması gerekir. Çocuğun performansının değil, çabasının desteklenmesi önemlidir. Ödev yaparken çocuğun ihtiyaç duyduğu yerlerde ara vermesine izin verilmeli. Türkçe, matematik gibi dikkatin yoğun olarak kullanılması gereken derslerin art arda olmaması, araya beden eğitimi, müzik, resim gibi yardımcı derslerin konulması gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hiperaktivite nasıl tedavi edilir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Erken tanıyla birlikte başlayan erken eğitsel tedavi olumlu sonuçlar doğuruyor. Psikolog Kuzugüdenli, tedavi yöntemlerini şöyle sıralıyor:</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Davranış değiştirme programları</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Özel eğitim</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İlaç tedavisi</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Aile danışmanlığı</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Psikolog Kuzugüdenli, “Tedavinin olumlu sonuçlar doğurduğu bir gerçektir, ancak tamamen iyileştirilmesi şu an için mümkün değildir” diyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ergenlerde hiperaktivite olur mu?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hiperaktiviteyle ilgili herhangi bir önlem alınmadığı takdirde sorunlar daha da büyüyerek devam eder. 10 yaşından sonra aşırı hareketlilik bir miktar azalsa da ataklık, topluma aykırı davranışlar, ergenlik ve yetişkinlik çağında da görülür. Ergenlikte hiperaktivite görülme sıklığı yüzde 1-2 olarak biliniyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Normal bir çocukluk döneminden sonra ergenlikte hiperaktivite görülmesi mümkün değildir. Hiperaktivite belirtileri 7 yaşından önce ortaya çıkar ve tanısı konulabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hiperaktivitenin ergenlikteki göstergeleri madde bağımlılığı, kaygı, depresyon gibi belirtiler olabildiği için tedavisi küçük çocuklara göre daha zordur.</span></p>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2874&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/hiperaktivite-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akdeniz Diyeti İle Uzun Yaşayın</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/akdeniz-diyeti-ile-uzun-yasayin/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=akdeniz-diyeti-ile-uzun-yasayin</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/akdeniz-diyeti-ile-uzun-yasayin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 10:34:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama - Kilo alma, kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yararlı ve pratik bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz tarzı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz usulü beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[batı diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme programı]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel kökenli besinler]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel kökenli yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğal besinler]]></category>
		<category><![CDATA[düzensiz hayat]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[İÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[işlenmiş gıdaların tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[kabuklu yemişler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl zayıflarım]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIKLI]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama - Kilo alma]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2871</guid>
		<description><![CDATA[
Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozukluğu, şiddetli romatizma veya meydana gelen kalp hastalıklarından kendinizi korumanız mümkün. Uzmanlar, bunun sırrının Akdeniz diyetinde saklı olduğunu söylüyor… 
Avrupa’da en çok yağ tüketen Fransızlar ve İtalyanlar kalp hastalıklarına daha az yakalanıp daha uzun yaşıyor. Onların uzun ve sağlıklı yaşatan iksirin adı Akdeniz diyeti. İşte bu diyetin temeli…
Vücuda yağ alımının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Akdeniz Diyeti" src="http://www.hafiftarif.com/wp-content/uploads/2008/09/akdeniz-diyeti.jpg" alt="" width="180" height="270" /></p>
<p><span style="color: #000000;">Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozukluğu, şiddetli romatizma veya meydana gelen kalp hastalıklarından kendinizi korumanız mümkün. Uzmanlar, bunun sırrının Akdeniz diyetinde saklı olduğunu söylüyor… </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Avrupa’da en çok yağ tüketen Fransızlar ve İtalyanlar kalp hastalıklarına daha az yakalanıp daha uzun yaşıyor. Onların uzun ve sağlıklı yaşatan iksirin adı Akdeniz diyeti. İşte bu diyetin temeli…</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Vücuda yağ alımının yüzde 30 oranında veya daha az düşürülmesinin obezite tedavisinde ve kronik rahatsızlıkları önlemede en uygun yaklaşım olduğunu iddia edilirken, yağ tüketimi yüzdesi nispeten fazla olan birçok Avrupa ülkesinde (Fransa, İtalya gibi) obezite pek yaygın değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kardiyovasküler rahatsızlıklara da daha az rastlanır ve ölüm oranı daha düşüktür. Dahası ‘yağ oranı yüksek’ beslenme programı uygulayanların ‘yağ oranın düşük’ diyet yapanlara göre daha hızlı ve kalıcı kilo verdiğine dair kanıtlar bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Balık ve yumurta yiyin</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Akdeniz tarzı beslenme toplam kalorinin yüzde 30’unu yağdan aldıkları için orta dereceli yağ diyetleri kategorisine girerler. Yağ oranı yüzde 26 ile yüzde 42 arasında değişir. Akdeniz diyetleri batı diyetlerine oranla genellikle daha yüksek miktarda tekli-doymamış yağ ve Omega-3 yağ asitlerini içerir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Akdeniz usulü beslenme doğal besinler açısından oldukça zengindir ve meyve sebze, baklagiller, ekmek, tahıllar, kabuklu yemişler ve taneli besinler gibi bitkisel kökenlidir. Bitkisel kökenli yiyecekler, zeytinyağı, peynir, yoğurt ve şarap günlük olarak tüketilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Balık, tavuk ve yumurta her hafta düzenli olarak tüketilir. Tereyağı, kırmızı et ve işlenmiş gıdaların tüketimi düşük olduğundan dolayı doymuş ve trans yağlara pek rastlanmaz.</span></p>
<address><span style="color: #000000;">Star – Selahattin Dönmez</span></address>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2871&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/akdeniz-diyeti-ile-uzun-yasayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuklara Karşı Direncinizi Arttırın</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/soguklara-karsi-direncinizi-arttirin/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=soguklara-karsi-direncinizi-arttirin</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/soguklara-karsi-direncinizi-arttirin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 10:31:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[güncel bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[A Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı soğuklar]]></category>
		<category><![CDATA[B vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemini güçlendirmek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit]]></category>
		<category><![CDATA[bünye zayıflığı]]></category>
		<category><![CDATA[çinko]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları soğuktan korumak]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğru beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[donma riski]]></category>
		<category><![CDATA[donma tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[donmak]]></category>
		<category><![CDATA[düşü]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[habertürk haber]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[İÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl zayıflarım]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIKLI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2869</guid>
		<description><![CDATA[
Soğuk havanın tüm yurtta etkisini hissettirdiği şu günlerde, doğru ve sağlıklı beslenmenin vücut direncini arttırmada büyük öneminin olduğu belirtildi. Peki, soğukta vücut direncini artırmak için ne yapmalı? İşte soğuk havalarda vücudu ateşleyen yiyecekler… 
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman yaptığı açıklamada, vücudun doğal savunma sisteminin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><img class="alignleft" title="Meyva Sepeti" src="http://www.stacicek.com.tr.stabilisim.com/r/buyuk_urun_resimi/2616.jpg" alt="" width="149" height="149" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Soğuk havanın tüm yurtta etkisini hissettirdiği şu günlerde, doğru ve sağlıklı beslenmenin vücut direncini arttırmada büyük öneminin olduğu belirtildi. Peki, soğukta vücut direncini artırmak için ne yapmalı? İşte soğuk havalarda vücudu ateşleyen yiyecekler… </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman yaptığı açıklamada, vücudun doğal savunma sisteminin, hastalıklardan en iyi koruyan sistem olduğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu yüzden doğal savunma sistemine önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Akman, “Soğuk havalarda, sağlıklı beslenilmeli, ideal ağırlığımızı korumalı, haftada en az 3 kez 30-45 dakikalık yürüyüşler yapmalı ve gün içinde aktif olmaya çalışmalıyız” dedi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Herhangi bir engeli olmayan insanların günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmesini tavsiye eden Akman, vücutta mikrop ve virüslere karşı savaşma özelliği yüksek aktif maddeler içeren ıspanak, karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası, havuç ve turunçgillerin bol miktarda tüketilmesi gerektiğini belirtti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Protein, sarımsak ve soğan</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Akman, vücudun yapı taşı olması bakımından protein kaynakları ve günlük alınan protein miktarının da önemli olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle başka bir sağlık sorunundan dolayı yasaklama veya sınırlama yoksa yumurta, kırmızı et, tavuk, balık, peynir, süt, yoğurt tüketimimizi arttırmalıyız. Yoğun katkı maddesi içeren hazır besinleri çok sık tüketmemeliyiz. Bol sıvı, şekersiz bitki çayı ve en önemlisi de su tüketimimizi artırmalıyız. Günde yaklaşık 2,5–3 litre su tüketmeliyiz” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sarımsağın, antimikrobiyal özelliğinden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve kanın akışkanlığını sağlayarak kolesterolü düşürdüğünü dile getiren Akman, yemeklere eklenen sarımsak miktarının arttırılmasının bağışıklık sistemini güçlendireceğini, soğanın da içerdiği allisin ve sülfür ile bağışıklık sistemini desteklediğini kaydetti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Meyve ve sebze tüketimi arttırılmalı</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Akman, soğuk havalarda sıvı tüketimi kadar meyve ve sebze tüketimine de ağırlık verilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Elma, içeriğindeki E ve C gibi antioksidan vitaminlerle bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı vücut direncini artırır. Armut, içerdiği çözünmeyen lif ise bağırsakların düzgün çalışmasını sağlar. Ayrıca C vitamini ve bakır içeriği yüksektir. Tıpkı elma gibi armut da antioksidan etkisiyle vücudu serbest radikallere karşı korur. İyice yıkandıktan sonra kabukları ile tüketilmesi daha sağlıklıdır. Portakal ve mandalina gibi turunçgiller, içerdikleri zengin C vitaminiyle vücudun savunma mekanizmasını kuvvetlendirir. C vitamininin yanı sıra, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri de içerir.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Güne bir bardak taze sıkılmış meyve suyu ile başlamanın hastalıklara karşı vücut direncini arttıracağını ifade eden Akman, sabah kahvaltıda protein alınması, taze nane, maydanoz, marul gibi yeşil sebzelerin tüketilmesi gerektiğini söyledi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gün içinde elma veya siyah çekirdekli üzüm yenilmesini de öneren Akman, soğuk havalarda tüketilen kuru incir, fındık veya cevizin de zinde tuttuğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Et yerine haftada 2 kez ızgara balık tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken Akman, yine et yerine haftada 2 kez kuru fasulye, kuru nohut veya barbunya gibi kuru baklagiller tüketilmesinin de gerekli besin ihtiyacını karşılayabileceğini sözlerine ekledi.</span></p>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2869&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/soguklara-karsi-direncinizi-arttirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kabak Çekirdeğinin Faydaları</title>
		<link>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/kabak-cekirdeginin-faydalari/#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kabak-cekirdeginin-faydalari</link>
		<comments>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/kabak-cekirdeginin-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 10:50:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[antioksidan maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak kurdu düşürücü bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak parazitleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsakların normal çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsakların temizlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beyin fonksiyonlarının düzenlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[BPH]]></category>
		<category><![CDATA[doğal diyet]]></category>
		<category><![CDATA[E vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[ereksiyon problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[esansiyel yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[geç yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[genç görünmek]]></category>
		<category><![CDATA[günlük çinko ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[günlük demir ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[günlük magnezyum ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[hücre zarının bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolları bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[iştah]]></category>
		<category><![CDATA[İyi huylu prostat büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[kabak çekirdeği tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[kabak çekirdeğinin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kabak çekirdeğinin iyi geldiği hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kabak çekirdeğinin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalın bağırsak kanseri riski]]></category>
		<category><![CDATA[kalp problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser riski]]></category>
		<category><![CDATA[kanser yapan maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[karotenoid]]></category>
		<category><![CDATA[kemik sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kuruyemiş tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[kuruyemişin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kuruyemişin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[lif içerikli besinler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3]]></category>
		<category><![CDATA[Omega 6]]></category>
		<category><![CDATA[prostat büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[prostat büyümesini önleyen bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[proteinler]]></category>
		<category><![CDATA[silahlı tenya]]></category>
		<category><![CDATA[su tutucu bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[tenya]]></category>
		<category><![CDATA[tenyanın dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tokluk hissi veren besinler]]></category>
		<category><![CDATA[tuzsuz kabak çekirdeği]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nasilzayiflarim.com/?p=2866</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, zellikle kuruyemiş sevenlerin vazgeçilmezlerinden olan kabak çekirdeğinin insan sağlığı için birçok yararının olduğunu belirtiyor. Bağırsak sorunu yaşayanlar ve bağırsak parazitlerinden muzdarip olanların tuzsuz kabak çekirdeği tüketmesini tavsiye eden uzmanlar, kabak çekirdeğinin prostat büyümesini de önlediğini ifade ediyor. 
Kabak çekirdeğinin faydaları
Uzmanlar, kabak çekirdeğinin ciddi bir bağırsak kurdu düşürücü olduğunu belirtiyor. Tuzsuz tüketildiğinde çok hızlı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 173px"><img title="kabak-cekirdegi" src="http://2.bp.blogspot.com/_jJLYEmHDeko/ShfMnkyeHjI/AAAAAAAAAKQ/H-B0NmowlpE/s400/kabak+%C3%A7ekirde%C4%9Fi.jpg" alt="" width="163" height="162" /><p class="wp-caption-text">Kabak Çekirdeğinin Faydaları</p></div>
<p><span style="color: #000000;">Uzmanlar, zellikle kuruyemiş sevenlerin vazgeçilmezlerinden olan kabak çekirdeğinin insan sağlığı için birçok yararının olduğunu belirtiyor. Bağırsak sorunu yaşayanlar ve bağırsak parazitlerinden muzdarip olanların tuzsuz kabak çekirdeği tüketmesini tavsiye eden uzmanlar, kabak çekirdeğinin prostat büyümesini de önlediğini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kabak çekirdeğinin faydaları</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Uzmanlar,<strong> </strong>kabak çekirdeğinin ciddi bir bağırsak kurdu düşürücü olduğunu belirtiyor. Tuzsuz tüketildiğinde çok hızlı ve etkili bir şekilde tenyanın dökülmesine neden olan kabak çekirdeğinin bu özelliğinden yararlanabilmek için her gün, tuzsuz olarak çocuklarda 40 g., büyüklerde ise 100 g. tüketilmelidir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yapılan araştırmalar, kabak çekirdeğinin asıl mucizesinin iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ile ilgili olduğunu ortaya çıkardı. Araştırma sonuçları, kabak çekirdeğinin iyi huylu prostat büyümesini (BPH) azalttığını hatta önlediğini kanıtlıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İçerdiği karotenoid sayesinde kabak çekirdeği, erkeklerin iyi huylu prostat büyümesi (BPH) riskinin düşük olduğunu gösteriyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yine iyi huylu prostat büyümesini (BPH) ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek idrar yolları bozukluklarına da phystosterin denen bir madde sayesinde faydalı oluyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kabak çekirdeği, içerdiği E vitamini ile okside olarak hücre zarının bozulmasını önleyici özelliğinin yanı sıra kalın bağırsak kanseri riskini de azaltıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Su tutucu özelliği sayesinde şişerek tokluk hissi veren kabak çekirdeği, bu sayede hem bağırsakların normal çalışmasını sağlıyor, hem de doğal bir şekilde diyet yapmamıza yardımcı oluyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kanserde sağlıklı hücreler önemli roller oynuyor</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">E vitamini içeriği ile geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlayan kabak çekirdeği, lif içeriği ile de hem kanser riskini azaltıyor hem de kabızlık sorununu ortadan kaldırıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kabızlık sorununu önlediğinden dolayı antioksidan yani kanser yapan maddelerin bağırsaklardan hızlı bir şekilde atılmasını sağlayan kabak çekirdeği dolaylı olarak kanser riskini azaltıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mineraller, esansiyel yağlar ve proteinler bakımından zengin olan kabak çekirdeği, kemikler ve iştah için önemli bir madde olan çinko da içeriyor. Bir bardak kabak çekirdeği tüketimi, günlük çinko, demir ve E vitamini ihtiyacımızın tamamını, yarım bardak kabak çekirdeği ise günlük magnezyum ihtiyacımızın tamamını karşılıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Omega-3 ve Omega-6 içeriği beyin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olup zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ereksiyon ve kalp problemleri için de birebir</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nitrit oksik oluşturup damarların esnemesini sağlayan arjinin adlı amino asit içeren kabak çekirdeği, bu özelliği sayesinde ereksiyon ve kalp problemlerinde kullanılabilecek ilaçların yapımında kullanılmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kemik oluşumuna ve güçlenmesine yardımcı olan fosfor maddesi de içeren kabak çekirdeği, bu sayede böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine de yardımcı oluyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Erkeklerde belirli bir yaştan sonra ortaya çıkan kemik erimesini azaltıcı hatta önleyici özelliği sayesinde sağlıklı kemik gelişimine yardımcı oluyor ve böylece kemik kanseri riskini azaltıyor.</span></p>
<img src="http://www.nasilzayiflarim.com/?ak_action=api_record_view&id=2866&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nasilzayiflarim.com/2010/02/kabak-cekirdeginin-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
